18 Ekim 2026 Pazar

Türkiye–Azerbaycan Kardeşliği Ekonomik Güçle Büyüyor-Yılmaz Parlar

 



  Türkiye–Azerbaycan Kardeşliği Ekonomik Güçle Büyüyor

Hedef “Ekonomik Kızılelma”

Ahmet Ortatepe’nin öncülüğünde Dünya Türk Ticaret Platformu, ortak ticaret, yatırım ve üretim vizyonuyla Türk dünyasının ekonomik geleceğine dikkat çekti

İki devlet arasındaki güçlü ilişkilerin kalıcı refaha dönüşmesi, yalnızca diplomatik dostlukla değil; karşılıklı ticaret, ortak yatırımlar, birlikte üretim ve sürdürülebilir ekonomik projelerle mümkün.

Türkiye ile Azerbaycan’ın stratejik iş birliğini güçlendiren bu anlayış, Türk dünyasının uluslararası ticarette daha etkin bir konuma ulaşması için önemli fırsatlar sunuyor.

“İki devlet, bir millet” anlayışını ekonomik ortaklıklarla pekiştirmeyi hedefleyen Dünya Türk Ticaret Platformu, kardeşliğin üretime, dostluğun yatırıma ve ortak değerlerin somut ekonomik kazanımlara dönüşmesi yönünde dikkat çeken bir vizyon ortaya koyuyor.

Dünya Türk Ticaret Platformu’ndan Ekonomik Kızılelma vizyonu

Dünya Türk Ticaret Platformu (DUTTİP) tarafından 17 Ekim 2026 tarihinde İstanbul Zeytinburnu’ndaki 1453 Tesisleri’nde düzenlenen “Kızılelma Yolunda Türkiye–Azerbaycan Arası İş Birliği ve Ticaretin Geliştirilmesi – Azerbaycan Yatırım Fırsatları” programı, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine odaklandı.

Dünya Türk Ticaret Platformu Genel Başkanı Ahmet Ortatepe’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda; diplomatik temsilciler, kamu yöneticileri ve iş dünyasının temsilcileri bir araya gelerek Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ticaret ve yatırım olanaklarını değerlendirdi.

Ortatepe’nin konuşmasında öne çıkan “İstikamet: Ekonomik Kızılelma” yaklaşımı, Türk dünyasının ortak tarih ve kültür bağlarını ekonomik iş birliğiyle güçlendirme hedefini ortaya koydu.

Ortatepe, kardeşlik bağlarının yalnızca duygusal ve tarihî bir miras olarak kalmaması gerektiğini vurgulayarak, ortak üretim, yatırım, bilim ve teknoloji alanlarında daha güçlü bir ekonomik birlikteliğin önemine dikkat çekti.

Ahmet Ortatepe, “Kardeşliğimizi ticarete, dostluğumuzu yatırıma dönüştürmeliyiz”

Dünya Türk Ticaret Platformu Genel Başkanı Ahmet Ortatepe, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin ekonomik boyutunun güçlendirilmesinin Türk dünyasının geleceği açısından taşıdığı önemi vurguladı.

Ortatepe’nin ortaya koyduğu vizyonda hedef; birlikte üreten, birlikte yatırım yapan, ticaretini geliştiren ve ekonomik kazanımlarını ortak kalkınmaya dönüştüren güçlü bir Türk dünyası oluşturmak.

“Sınırları aşan ticaret, ortak yatırımlar, güçlü üretim, bilim ve teknolojide ilerleme” anlayışıyla şekillenen Ekonomik Kızılelma hedefi, ülkeler arasındaki kardeşlik ilişkilerinin ekonomik bağımsızlık ve refahı destekleyen somut projelerle güçlendirilmesini amaçlıyor.

İş dünyasının temsilcilerini, kamu kurumlarını ve diplomatik çevreleri aynı platformda buluşturan bu tür organizasyonlar, yeni iş bağlantılarının kurulması ve yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi bakımından da önem taşıyor.

Ahmet Ortatepe’nin öncülük ettiği bu girişim, ticareti yalnızca mal alım satımından ibaret görmeyen; güven, ortak üretim, teknoloji paylaşımı ve uzun vadeli ekonomik ortaklıkları merkeze alan bir yaklaşımı temsil ediyor.

Zamin Aliyev, “Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri dünyaya örnek”

Programda konuşan Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Zamin Aliyev, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihî bağlar, karşılıklı güven ve stratejik ortaklık temelinde geliştiğini ifade etti.

Aliyev, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin 15 Haziran 2021 tarihli Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik düzeyine yükseldiğini hatırlatarak ekonomik iş birliğinin de bu güçlü zeminde ilerlemesinin önemini vurguladı.

Azerbaycan’ın Türkiye’ye yönelik yatırımlarına ve Türk şirketlerinin Azerbaycan’daki faaliyetlerine değinen Aliyev, konuşmasında Azerbaycan’ın Türkiye’ye bugüne kadar 21 milyar dolar yatırım yaptığını belirtti. Bu yatırımlarda Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR’ın önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekti.

Aliyev ayrıca, Azerbaycan’ın yeniden imar ve kalkınma çalışmalarının Türk iş dünyası için yeni iş birliği olanakları oluşturduğunu ifade etti.

Doğu ile Batı arasındaki ticaret ve ulaşım bağlantılarında Azerbaycan’ın artan önemine işaret eden Aliyev, ortak projelerin iki ülkenin ekonomik ilişkilerini daha ileriye taşıyabileceğini kaydetti.

Dünya Türk Ticaret Platformu’na ve Azerbaycan Ticaret Temsilciliği’ne teşekkür eden Aliyev, Türk iş dünyasına açık bir iş birliği yaklaşımı sergiledi.

Tamerlan Taghiyev’den Azerbaycan’ın yatırım fırsatlarına ilişkin değerlendirmeler

Azerbaycan Cumhuriyeti Türkiye Ticaret Temsilcisi Tamerlan Taghiyev de programda Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ticari iş birliği ve yatırım fırsatları hakkında bilgi verdi.

Azerbaycan’ın ekonomik potansiyelinin Türk yatırımcılarla buluşturulması, şirketler arasında doğrudan iletişim kurulması ve yeni ortaklıkların geliştirilmesi, programın temel amaçları arasında yer aldı.

Etkinlik kapsamında Azerbaycan’ı tanıtan bir video gösterimi de gerçekleştirildi.

Programa Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Zamin Aliyev, Türkiye Ticaret Temsilcisi Tamerlan Taghiyev, Ticaret Temsilciliği Başdanışmanı Cavit Abdullayev, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı M. Bahaddin Cebeci, İstanbul Valiliği İdare ve Denetim İl Müdürü Osman Avcı, Rusya Federasyonu Ticaret ve Sanayi Odası Türkiye Temsilcisi Vladimir Emmer ve çeşitli kurumların temsilcileri katıldı. Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu da programda konuşma yaptı.

Karabağ’dan ekonomik kalkınmaya uzanan yeni dönem

Ahmet Ortatepe, konuşmasında Azerbaycan’ın Karabağ Zaferi’nin ardından üretim, yatırım, ticaret ve ekonomik kalkınma alanlarında atılacak adımların önemine dikkat çekti.

17 Ekim 2020’de Fuzuli’nin kontrolünün Azerbaycan’a geçmesinin yıl dönümüne de değinen Ortatepe, Karabağ’da kazanılan askerî başarının güçlü bir ekonomi ve müreffeh bir gelecek hedefiyle desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Bu yaklaşım, ekonomik kalkınmanın yalnızca ulusal refah açısından değil, bölgesel istikrar ve uzun vadeli iş birliği bakımından da önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Türkiye ile Azerbaycan arasında geliştirilecek ortak üretim modelleri, yeni yatırım girişimleri ve ticari bağlantılar; şirketler için yeni pazarlara erişim, istihdamın desteklenmesi ve ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesi açısından fırsatlar oluşturabilir.

Tuğba Doğan’dan Türk dünyasını simgeleyen özel tasarımlar

Program sonrasında gerçekleştirdiğimiz söyleşide, takı tasarımcısı ve rozet, bröve, madalya üreticisi Tuğba Doğan, çalışmalarını ve Türk dünyasına yönelik tasarım anlayışını anlattı.

Doğan, Türk dünyasındaki ülkeleri ve ortak değerleri simgeleyen bayrak rozetleri, bröveler ve madalyalar hazırladığını belirtti.

Küçük bir rozet ya da özel tasarlanmış bir madalya, kimi zaman bir ülkenin bayrağını, kimi zaman ortak bir hatırayı, kurumsal aidiyeti veya kültürel bir bağı temsil edebiliyor. Bu yönüyle Tuğba Doğan’ın çalışmaları, tasarım ve el işçiliğini sembolik değeri yüksek ürünlerle buluşturan bir üretim alanına işaret ediyor.

Türk dünyasının farklı ülkelerini ve kurumlarını temsil eden ürünler hazırlamak, ayrıntılara özen gösteren tasarım anlayışının yanı sıra kültürel sembollerin doğru ve anlamlı biçimde işlenmesini de gerektiriyor.

Tuğba Doğan’ın bu alandaki çalışmaları, Türk dünyasının ortak simgelerini yaşatmaya yönelik üretimin ve tasarımın önemini ortaya koyuyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik iş birliğinin ele alındığı bir programın ardından bu tür girişimlerin gündeme gelmesi, ticaretin yalnızca büyük ölçekli yatırımlardan ibaret olmadığını; tasarım, zanaat ve özel üretim alanlarında da farklı iş fırsatları bulunduğunu hatırlatıyor.

Ortak hedef; Birlikte üretmek, birlikte kazanmak

Dünya Türk Ticaret Platformu’nun düzenlediği Türkiye–Azerbaycan programı, iki ülke arasındaki güçlü ilişkilerin ticaret ve yatırım alanlarında daha da geliştirilmesi hedefini ön plana çıkardı.

Genel Başkan Ahmet Ortatepe’nin Ekonomik Kızılelma vizyonu, ortak tarih ve kültür bağlarının ekonomik kalkınmayla desteklenmesini esas alıyor. Zamin Aliyev’in değerlendirmeleri Azerbaycan’ın yatırım potansiyeline, Tamerlan Taghiyev’in katkıları ise ticari iş birliği fırsatlarına dikkat çekti.

Tuğba Doğan gibi tasarım ve üretim alanında faaliyet gösteren isimlerin çalışmaları da ekonomik ilişkilerin farklı sektörlerde gelişebileceğini gösteriyor.

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin geleceği, ortak projelerle, üretimle, ticaretle ve karşılıklı yatırımlarla daha da güçlenebilir. Dünya Türk Ticaret Platformu’nun ortaya koyduğu Ekonomik Kızılelma hedefi de bu anlayışı tek bir ortak vizyonda buluşturuyor: Birlikte üretmek, birlikte kazanmak ve daha güçlü bir ekonomik gelecek inşa etmek.

yilmazparlar@yahoo.com

Turkey–Azerbaijan Brotherhood Grows Stronger Through Economic Cooperation

The “Economic Kızılelma” Vision

Under the leadership of Ahmet Ortatepe, the World Turkish Trade Platform highlights a shared vision of trade, investment and production for the economic future of the Turkic world.

Strong relations between two countries can translate into lasting prosperity not only through diplomatic friendship, but also through mutual trade, joint investments, collaborative production and sustainable economic projects.

This approach, which seeks to strengthen strategic cooperation between Türkiye and Azerbaijan, offers significant opportunities for the Turkic world to achieve a more influential position in international trade.

With the aim of reinforcing the principle of “Two States, One Nation” through economic partnerships, the World Turkish Trade Platform is promoting a vision that transforms brotherhood into production, friendship into investment, and shared values into tangible economic gains.

World Turkish Trade Platform Promotes the Economic Kızılelma Vision

Organized by the World Turkish Trade Platform (DUTTİP) on October 17, 2026, at the 1453 Facilities in Istanbul’s Zeytinburnu district, the program titled “On the Path to Kızılelma: Developing Cooperation and Trade Between Türkiye and Azerbaijan – Azerbaijan Investment Opportunities” focused on strengthening economic relations between the two countries.

Hosted by Ahmet Ortatepe, President of the World Turkish Trade Platform, the event brought together diplomatic representatives, public officials and business leaders to discuss trade and investment opportunities between Türkiye and Azerbaijan.

The “Economic Kızılelma” vision highlighted in Ortatepe’s opening address underscored the goal of strengthening the shared historical and cultural ties of the Turkic world through economic cooperation.

Ortatepe emphasized that brotherhood should not remain merely a historical and emotional legacy, stressing the importance of building stronger economic partnerships through joint production, investment, science and technology.

Ahmet Ortatepe: “We Must Turn Our Brotherhood into Trade and Our Friendship into Investment”

Ahmet Ortatepe, President of the World Turkish Trade Platform, emphasized the importance of strengthening the economic dimension of relations between Türkiye and Azerbaijan for the future of the Turkic world.

His vision centers on building a strong Turkic world that produces together, invests together, expands trade and transforms economic gains into shared prosperity.

The Economic Kızılelma vision, shaped by the principles of cross-border trade, joint investments, strong production and advances in science and technology, aims to reinforce relations between brother nations through concrete projects that support economic independence and prosperity.

By bringing business leaders, public institutions and diplomatic representatives together, such events also play an important role in establishing new business connections and exploring investment opportunities.

Under Ortatepe’s leadership, the initiative represents an approach that views trade as more than the buying and selling of goods, placing trust, joint production, technology sharing and long-term economic partnerships at its core.

Zamin Aliyev: “Relations Between Türkiye and Azerbaijan Are an Example to the World”

Speaking at the event, Zamin Aliyev, Consul General of the Republic of Azerbaijan in Istanbul, stated that relations between the two countries continue to develop on the basis of historical ties, mutual trust and strategic partnership.

Aliyev recalled that relations between Azerbaijan and Türkiye were elevated to the level of an alliance through the Shusha Declaration, signed on June 15, 2021, emphasizing the importance of advancing economic cooperation on this strong foundation.

Referring to Azerbaijan’s investments in Türkiye and the activities of Turkish companies in Azerbaijan, Aliyev stated in his address that Azerbaijan had invested $21 billion in Türkiye to date. He also highlighted the significant role played by Azerbaijan’s State Oil Company, SOCAR, in these investments.

Aliyev further noted that Azerbaijan’s reconstruction and development initiatives were creating new opportunities for cooperation with the Turkish business community.

Highlighting Azerbaijan’s growing importance in trade and transportation links between East and West, he noted that joint projects could further advance the economic relationship between the two countries.

Aliyev also expressed his appreciation to the World Turkish Trade Platform and the Azerbaijan Trade Representation, reaffirming an open and welcoming approach to cooperation with Turkish businesses.

Tamerlan Taghiyev Highlights Azerbaijan’s Investment Opportunities

Tamerlan Taghiyev, Trade Representative of the Republic of Azerbaijan in Türkiye, provided information about commercial cooperation and investment opportunities between Türkiye and Azerbaijan.

Connecting Azerbaijan’s economic potential with Turkish investors, facilitating direct communication between companies and developing new partnerships were among the program’s principal objectives.

A video introducing Azerbaijan was also screened during the event.

Participants included Zamin Aliyev, Consul General of Azerbaijan in Istanbul; Tamerlan Taghiyev, Trade Representative of Azerbaijan in Türkiye; Cavit Abdullayev, Chief Adviser to the Trade Representation; M. Bahaddin Cebeci, Chief Adviser to the President of Türkiye; Osman Avcı, Director of Administration and Inspection at the Istanbul Governorship; and Vladimir Emmer, Representative of the Russian Federation Chamber of Commerce and Industry in Türkiye, alongside representatives of various institutions.

Adem Uslu, District Governor of Zeytinburnu, also delivered remarks at the event.

From Karabakh to a New Era of Economic Development

In his address, Ahmet Ortatepe highlighted the importance of advancing production, investment, trade and economic development following Azerbaijan’s victory in Karabakh.

Referring to the anniversary of Fuzuli coming under Azerbaijan’s control on October 17, 2020, Ortatepe stated that the military achievement in Karabakh should be reinforced by a strong economy and the pursuit of a prosperous future.

This approach demonstrates that economic development is important not only for national prosperity, but also for regional stability and long-term cooperation.

Joint production models, new investment initiatives and stronger commercial connections between Türkiye and Azerbaijan could create opportunities for businesses to access new markets, support employment and diversify economic relations.

Tuğba Doğan Creates Special Designs Representing the Turkic World

Following the program, we conducted an interview with Tuğba Doğan, a jewelry designer and producer of badges, insignia and medals, who spoke about her work and design approach inspired by the Turkic world.

Doğan explained that she produces flag badges, insignia and medals representing the countries of the Turkic world and their shared values.

A small badge or specially designed medal can represent a national flag, a shared memory, institutional identity or a cultural bond. In this respect, Doğan’s work brings together design and craftsmanship to create products with strong symbolic significance.

Producing items representing different countries and institutions across the Turkic world requires not only attention to detail, but also a thoughtful approach to representing cultural symbols accurately and meaningfully.

Doğan’s work highlights the importance of design and production in preserving the shared symbols of the Turkic world. Her contribution also serves as a reminder that economic cooperation between Türkiye and Azerbaijan extends beyond large-scale investments, offering opportunities in design, craftsmanship and specialized manufacturing.

A Shared Goal: Producing Together and Prosperity for All

The Türkiye–Azerbaijan program organized by the World Turkish Trade Platform highlighted the shared objective of further developing the strong relationship between the two countries through trade and investment.

President Ahmet Ortatepe’s Economic Kızılelma vision emphasizes supporting shared historical and cultural ties through economic development. Zamin Aliyev’s remarks highlighted Azerbaijan’s investment potential, while Tamerlan Taghiyev drew attention to opportunities for commercial cooperation.

The work of professionals such as Tuğba Doğan, active in design and production, also demonstrates how economic relations can expand across different sectors.

The future of brotherhood between Türkiye and Azerbaijan can be strengthened further through joint projects, production, trade and mutual investment. The Economic Kızılelma vision championed by the World Turkish Trade Platform brings this understanding together under one common objective: producing together, prospering together and building a stronger economic future.

yilmazparlar@yahoo.com

16 Ekim 2026 Cuma

ICCI 2027’nin Lansmanı Yapıldı-Yılmaz Parlar

 



  ICCI 2027’nin Lansmanı Yapıld

Enerjinin Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

30 Yıllık Enerji Platformu, Teknoloji, Yatırım ve Dönüşümü Aynı Çatı Altında Buluşturacak

Enerji, yalnızca ekonomik büyümenin değil; sanayinin rekabet gücünün, teknolojik gelişimin, ulusal güvenliğin ve sürdürülebilir bir geleceğin de temel unsurlarından biri. Yenilenebilir kaynaklardan enerji depolamaya, akıllı şebekelerden yapay zekâya uzanan dönüşüm, ülkelerin enerji politikalarını ve yatırım önceliklerini yeniden şekillendiriyor.

Bu değişim sürecinde Türkiye’nin uluslararası enerji alanındaki konumunu güçlendirmek, yerli teknolojileri geliştirmek ve yeni yatırım fırsatları oluşturmak büyük önem taşıyor.

ICCI – Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı,

30 yıllık birikimini geleceğin enerji vizyonuyla buluşturarak sektörün önemli aktörlerini bir araya getirmeye hazırlanıyor.

ICCI’nin 30. yılı için yeni dönem vizyonu açıklandı

ICCI – Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’nın yeni dönem vizyonu, 14 Ekim 2026 Çarşamba günü İstanbul’daki CVK Park Bosphorus Hotel’de düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.

Türkiye’nin enerji sektöründeki önemli buluşma platformlarından ICCI’nin, 20-22 Ocak 2027 tarihlerinde İstanbul Yenikapı Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirileceği duyuruldu. Fuarın, elektrik iletim, dağıtım ve ekipman teknolojilerine odaklanan Electricity Eurasia ile eş zamanlı düzenlenmesi planlanıyor.

“Enerjiyi Şekillendirmek” mottosuyla gerçekleştirilecek organizasyon; enerji üreticilerini, teknoloji şirketlerini, yatırımcıları, kamu kurumlarını, sanayicileri ve girişimcileri ortak bir platformda buluşturmayı hedefliyor.

Gönül Akyıldız’dan güçlü organizasyon vizyonu

ICCI’nin yeni döneminin tanıtıldığı toplantıda, TG Expo Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Akyıldız, sektör temsilcilerini bir araya getiren organizasyonun geleceğe yönelik vizyonunu paylaştı.

Enerji sektörünün farklı alanlarını buluşturan böylesine kapsamlı bir platformun geliştirilmesi; güçlü bir organizasyon yapısının, sektörün ihtiyaçlarını doğru analiz etmenin ve uluslararası iş birliklerine odaklanmanın önemini ortaya koyuyor.

Gönül Akyıldız ve TG Expo ekibinin, ICCI’nin 30 yıllık birikimini geleceğin enerji gündemiyle buluşturma hedefi doğrultusunda yürüttüğü çalışmalar, organizasyonun yeni dönem yaklaşımının önemli bir parçasını oluşturuyor.

Fuarın yalnızca sergilenen ürünlerden ibaret kalmayıp yatırım, bilgi paylaşımı, teknoloji ve iş geliştirme süreçlerine katkı sunması hedefleniyor.

Toplantıda ayrıca TG Expo Yönetim Kurulu Başkan Danışmanı Deniz Dikkaya ve ICCI Fuar Direktörü Hamit Özaras da yeni dönemin hedefleri ve konferans programının çerçevesi hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Hamit Özaras: Enerjiyi teknoloji, yatırım ve dönüşümle buluşturan platform

ICCI Fuar Direktörü Hamit Özaras, konuşmasında organizasyonun 1994’ten bu yana enerji sektörünün buluşma noktalarından biri olduğunu belirterek 30 yıllık deneyimin geleceğin enerji sistemlerine taşınacağını vurguladı.

Özaras’ın aktardığı yeni dönem yaklaşımına göre ICCI; enerji üretiminden depolamaya, şebeke teknolojilerinden dijital çözümlere uzanan bütüncül bir ekosistem olarak konumlandırılıyor.

Yenilenebilir enerji üretimi, batarya teknolojileri, akıllı şebekeler ve yapay zekânın artık birbirinden bağımsız alanlar olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekilen sunumda, enerji sektörünün bütün bileşenlerinin birlikte ele alınmasının önemi öne çıktı.

Yeni ICCI modelinin üç temel ayağı bulunuyor:

Fuar: Teknolojilerin, ürünlerin ve çözümlerin tanıtılması.

Konferans: Enerji politikalarının, stratejilerin ve sektörel gelişmelerin ele alınması.

İş ağı ve iş geliştirme: Üst düzey yöneticilerin, yatırımcıların, uluslararası delegasyonların ve sektör temsilcilerinin bir araya gelmesi.

Bu modelle, katılımcı sayısının yanı sıra kurulan iş bağlantılarının, yatırım görüşmelerinin ve ortaya çıkan somut sonuçların da başarı göstergesi olarak değerlendirilmesi amaçlanıyor.

Sekiz stratejik eksende enerji dönüşümü

ICCI 2027’nin fuar yapısı, enerji sektörünün farklı ihtiyaçlarını kapsayan sekiz stratejik eksen üzerine kurgulanıyor. Bunlar yenilenebilir enerji, enerji depolama, şebeke ve altyapı, hidrojen ve yeni yakıtlar, kojenerasyon ve dağıtık enerji, dijital enerji ve yapay zekâ, enerji verimliliği ile sürdürülebilirlik ve karbon başlıklarından oluşuyor.

Bu kapsamlı yapı sayesinde katılımcı firmaların kendi teknolojilerini ve çözümlerini ilgili alanlarda tanıtması, ziyaretçilerin ise ihtiyaç duydukları ürün ve hizmetlere daha kolay ulaşması hedefleniyor.

Özellikle enerji depolama, dijitalleşme, akıllı şebekeler ve yenilenebilir enerji teknolojileri, enerji sistemlerinin verimli ve sürdürülebilir hale getirilmesi bakımından öne çıkan alanlar arasında yer alıyor.

Üç gün, üç tema ve iki sahnede kapsamlı konferans programı

ICCI 2027 kapsamında üç gün boyunca, üç ana tema ve iki sahne etrafında şekillenen bir konferans programı planlanıyor. Ana sahnede stratejik başlıklar ele alınırken platform sahnesinde 12’den fazla teknik oturum düzenlenmesi öngörülüyor. Program boyunca Türkçe ve İngilizce simultane çeviri hizmeti sunulması da planlanıyor.

Konferans gündeminde öne çıkan başlıklar arasında şunlar bulunuyor:

Küresel enerji görünümü ve Türkiye’nin enerji vizyonu

2030 hedefleri, enerji arz güvenliği ve rekabetçilik

Yenilenebilir enerji ve enerji depolama yatırımları

Akıllı şebekeler ve altyapı teknolojileri

Yeşil hidrojen ve yeni yakıtlar

Yapay zekâ ve veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacı

Enerji verimliliği, karbonsuzlaşma ve sürdürülebilirlik

Elektrikli mobilite ve yeni nesil enerji teknolojileri

Proje finansmanı ve uluslararası yatırım fırsatları

Programın ilk gününde küresel enerji gündemi, Türkiye’nin enerji vizyonu ve sektör liderlerinin değerlendirmelerinin öne çıkması planlanıyor. Konferans oturumları ile fuar ziyaretleri ve iş görüşmelerinin birbirini destekleyecek şekilde düzenlenmesi hedefleniyor.

Uluslararası katılım ve nitelikli iş bağlantıları hedefleniyor

ICCI’nin yeni döneminde uluslararası katılımın güçlendirilmesi, hedefli satın alma heyetleri ve delegasyon programlarıyla iş bağlantılarının artırılması amaçlanıyor. Kamu ve düzenleyici kurumların yanı sıra sanayi tesisleri, enerji yatırımcıları, mühendislik ve taahhüt şirketleri, lisanslı ve lisanssız enerji üreticileri ile uluslararası kuruluşların katılımı hedefleniyor.

Hamit Özaras’ın sunumunda, organizasyonun başarısının yalnızca fuar alanının büyüklüğü veya toplam ziyaretçi sayısıyla ölçülmeyeceği vurgulandı. Karar vericilerin katılımı, ikili iş görüşmeleri, yatırımcılarla proje buluşmaları, uluslararası konuşmacılar ve yeniden katılım oranları da yeni dönem performans ölçütleri arasında yer alacak.

Bu yaklaşım, ICCI’nin geleneksel fuar anlayışını aşarak enerji sektörünün iş geliştirme ve yatırım süreçlerine doğrudan katkı sağlayan bir platform olma hedefini yansıtıyor.

Türkiye’nin bölgesel enerji merkezi olma vizyonuna katkı

Türkiye’nin enerji alanındaki bölgesel rolünü güçlendirmek, yerli teknoloji kapasitesini geliştirmek ve uluslararası sermayeyi yeni projelerle buluşturmak, sektör açısından stratejik önem taşıyor.

ICCI 2027’nin; kamu, özel sektör, finans kuruluşları, teknoloji sağlayıcıları ve akademi arasında diyalog kurulmasına katkı sunması bekleniyor. Enerji güvenliği ile karbonsuzlaşma hedeflerinin birlikte ele alınacağı organizasyon, önümüzdeki dönemin yatırım eğilimlerini ve teknolojik gelişmelerini tartışmak için önemli bir buluşma zemini oluşturmayı amaçlıyor.

30 yıllık geçmişinden aldığı birikimi geleceğin enerji teknolojileriyle birleştirmeyi hedefleyen ICCI, 20-22 Ocak 2027’de İstanbul’da sektörün ulusal ve uluslararası aktörlerini buluşturmaya hazırlanıyor. Yeni dönem vizyonunun merkezinde ise daha nitelikli katılım, güçlü iş birlikleri, teknoloji odaklı dönüşüm ve somut yatırım fırsatları yer alıyor.

Dilek Erdoğan ile ICCI’nin Görsel Dünyası ve Reklamın Gücü Üzerine Özel Söyleşi

ICCI 2027 lansman toplantısının ardından, organizasyonun görsel iletişim çalışmalarında imzası bulunan İlgİ İletişim Reklam firmasının sahibi Dilek Erdoğan ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

ICCI kapsamında kullanılan panoların, posterlerin ve LED ekran görsellerinin hazırlanmasında görev alan İlgİ İletişim Reklam, fuarın kurumsal kimliğinin ve görsel mesajlarının hedef kitleye aktarılmasında önemli bir rol üstleniyor.

Günümüzün rekabetçi iletişim dünyasında reklamcılık, yalnızca bir mesajı görünür kılmaktan ibaret değil. Markanın kimliğini doğru yansıtmak, görsel bütünlük oluşturmak ve hedef kitle üzerinde güçlü bir etki bırakmak; yaratıcılık, deneyim ve profesyonel uygulama gerektiriyor. Büyük ölçekli organizasyonlarda ise bu çalışmalar, etkinliğin genel görünümünü ve kurumsal algısını destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.

Dilek Erdoğan’ın yönetimindeki İlgİ İletişim Reklam,

ICCI gibi uluslararası ölçekteki bir enerji organizasyonunun görsel iletişim çalışmalarına katkı sunarak reklamcılığın etkinlik yönetimiyle kesişen önemli alanlarından birinde faaliyet gösteriyor.

Panolardan posterlere, LED ekran uygulamalarından kurumsal görsel sunumlara uzanan çalışmalar, organizasyonun mesajının farklı noktalarda tutarlı biçimde aktarılmasına hizmet ediyor.

Reklam sektöründe başarı; yalnızca yaratıcı fikirler üretmekle değil, bu fikirleri zamanında, özenle ve profesyonel bir uygulamayla hayata geçirmekle de ölçülüyor. Bu açıdan, böylesine kapsamlı bir organizasyonun görsel iletişim hazırlıklarında görev almak, planlama ve koordinasyonun önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Dilek Erdoğan ile gerçekleştirdiğimiz özel söyleşide, ICCI organizasyonunun görsel iletişim boyutunu ve reklam çalışmalarının büyük ölçekli etkinliklerdeki önemini ele aldık.

ICCI lansmanının ardından reklam ve iletişim sektörünün mutfağına uzanan bu söyleşi, organizasyonların görünür yüzünü hazırlayan profesyonel emeğe de dikkat çekti.

yilmazparlar@yahoo.com

ICCI 2027 Launches in Istanbul: Shaping the Future of Energy

A 30-Year Energy Platform Bringing Technology, Investment and Transformation Together

Energy is not only a cornerstone of economic growth but also a fundamental driver of industrial competitiveness, technological progress, national security and a sustainable future. The transformation spanning renewable energy, energy storage, smart grids and artificial intelligence is reshaping national energy policies and investment priorities. Strengthening Türkiye’s position in the international energy sector, developing domestic technologies and creating new investment opportunities have therefore become increasingly important. ICCI – International Energy and Environment Fair and Conference is preparing to bring key industry stakeholders together, combining its 30-year legacy with a forward-looking vision for the energy sector.

ICCI Announces Its New Vision for Its 30th Anniversary

The new vision of ICCI – International Energy and Environment Fair and Conference was unveiled at a press meeting held on Wednesday, 14 October 2026, at CVK Park Bosphorus Hotel in Istanbul.

One of Türkiye’s major energy industry platforms, ICCI is scheduled to take place on 20–22 January 2027 at the Dr. Mimar Kadir Topbaş Performance and Arts Center in Yenikapı, Istanbul. The event is planned to run concurrently with Electricity Eurasia, which focuses on electricity transmission, distribution and equipment technologies.

Under the motto “Shaping Energy,” the event aims to bring energy producers, technology companies, investors, public institutions, industrialists and entrepreneurs together on a shared platform.

Gönül Akyıldız Presents a Strong Vision for the Event

At the launch meeting, Gönül Akyıldız, Chairwoman of the Board of TG Expo, shared the event’s forward-looking vision with industry representatives.

Developing a comprehensive platform that brings together different segments of the energy industry highlights the importance of strong organizational capabilities, a clear understanding of sector needs and a commitment to international cooperation.

The work led by Gönül Akyıldız and the TG Expo team to connect ICCI’s 30-year legacy with the future of energy is an important part of the event’s new direction. Beyond showcasing products, the fair aims to contribute to investment, knowledge sharing, technological development and business growth.

TG Expo Chairman’s Advisor Deniz Dikkaya and ICCI Fair Director Hamit Özaras also shared their perspectives on the event’s objectives and conference programme.

Hamit Özaras: A Platform Connecting Energy with Technology, Investment and Transformation

ICCI Fair Director Hamit Özaras noted that since 1994, the event has served as a meeting point for the energy industry. He emphasized the importance of carrying this 30-year legacy into the next generation of energy systems.

Under the new approach, ICCI is positioned as an integrated ecosystem spanning energy generation, storage, grid technologies and digital solutions.

The presentation highlighted the growing interdependence of renewable energy generation, battery technologies, smart grids and artificial intelligence, emphasizing the need to consider all components of the energy sector together.

The new ICCI model rests on three main pillars:

Exhibition: Showcasing technologies, products and solutions.

Conference: Addressing energy policies, strategies and industry developments.

Networking and business development: Connecting senior executives, investors, international delegations and industry professionals.

Under this model, success will be measured not only by attendance but also by the quality of business connections, investment discussions and tangible outcomes.

Energy Transformation Across Eight Strategic Areas

ICCI 2027 is structured around eight strategic areas covering the energy industry’s diverse needs: renewable energy; energy storage; grids and infrastructure; hydrogen and new fuels; cogeneration and distributed energy; digital energy and artificial intelligence; energy efficiency; and sustainability and carbon-related solutions.

This structure aims to help exhibitors present their technologies and solutions to relevant audiences while enabling visitors to identify the products and services they need more easily.

Energy storage, digitalization, smart grids and renewable energy technologies are among the key areas expected to contribute to more efficient and sustainable energy systems.

Three Days, Three Themes and Two Stages

ICCI 2027 is planned to feature a three-day conference programme organized around three main themes and two stages. Strategic discussions will take place on the main stage, while the platform stage is expected to host more than 12 technical sessions. Simultaneous Turkish-English interpretation is also planned throughout the programme.

Key topics are expected to include:

The global energy outlook and Türkiye’s energy vision

2030 targets, energy security of supply and competitiveness

Renewable energy and energy storage investments

Smart grids and infrastructure technologies

Green hydrogen and new fuels

Artificial intelligence and the growing energy demand of data centres

Energy efficiency, decarbonization and sustainability

Electric mobility and next-generation energy technologies

Project financing and international investment opportunities

The first day is expected to focus on the global energy landscape, Türkiye’s energy vision and perspectives from industry leaders. Conference sessions, exhibition visits and business meetings are planned to complement one another.

International Participation and High-Value Business Connections

ICCI’s new direction aims to strengthen international participation and expand business opportunities through targeted hosted-buyer programmes and international delegations. The event seeks to attract public and regulatory institutions, industrial facilities, energy investors, engineering and contracting companies, licensed and unlicensed energy producers, and international organizations.

Özaras emphasized that the event’s success would not be measured solely by exhibition space or total visitor numbers. Decision-maker participation, B2B meetings, investor-project matchmaking, international speakers and returning participants are also expected to serve as performance indicators.

This approach reflects ICCI’s ambition to move beyond the traditional trade fair model and become a platform that directly supports business development and investment across the energy sector.

Supporting Türkiye’s Vision as a Regional Energy Hub

Strengthening Türkiye’s regional role in energy, developing domestic technological capabilities and connecting international capital with new projects are strategically important objectives.

ICCI 2027 is expected to encourage dialogue among public institutions, private companies, financial organizations, technology providers and academia. By bringing energy security and decarbonization into the same discussion, the event aims to provide a meeting ground for exploring future investment trends and technological developments.

Building on three decades of experience, ICCI is preparing to bring national and international energy stakeholders together in Istanbul on 20–22 January 2027. Its new vision places particular emphasis on high-quality participation, stronger partnerships, technology-driven transformation and tangible investment opportunities.

Dilek Erdoğan on ICCI’s Visual Identity and the Power of Advertising

Following the ICCI 2027 launch meeting, we conducted an exclusive interview with Dilek Erdoğan, owner of İlgİ İletişim Reklam, the advertising company involved in the event’s visual communication work.

İlgİ İletişim Reklam contributed to the preparation of the panels, posters and LED screen visuals used throughout ICCI. These materials play an important role in presenting the event’s corporate identity and communicating its messages to attendees.

In today’s competitive communications landscape, advertising involves far more than simply making a message visible. Reflecting a brand’s identity accurately, creating visual consistency and leaving a strong impression on the target audience require creativity, experience and professional execution. At large-scale events, these elements also help shape the overall appearance and corporate perception of the organization.

Under Dilek Erdoğan’s leadership, İlgİ İletişim Reklam contributed to the visual communications of an international-scale energy event such as ICCI. From display panels and posters to LED screen applications and corporate visuals, these materials help communicate the event’s message consistently across different spaces.

Success in advertising is measured not only by creative ideas but also by the ability to turn them into carefully planned, timely and professionally executed results. Delivering visual communication materials for an event of this scale highlights the importance of coordination, attention to detail and reliable implementation.

In our exclusive interview with Dilek Erdoğan, we discussed the visual communication dimension of ICCI and the importance of advertising in large-scale events.

The conversation offered a closer look at the professionals working behind the scenes to create the visual identity of major organizations, recognizing the expertise and effort that help bring an event’s public-facing image to life.

yilmazparlar@yahoo.com

11 Ekim 2026 Pazar

Zehra Karakaş İTO 68. Komite Meclis Üyesi Adaylığını Açıkladı-Yılmaz Parlar

 



  Zehra Karakaş İTO 68. Komite Meclis Üyesi Adaylığını Açıkladı

Üretimin Sesi İTO Meclise Taşınmalı

 Zehra Karakaş’tan 68. Komite İçin Güçlü Adaylık Mesajı

İTO 68. Plastik ve Kauçuk Komitesi Meclis Üyesi Adayı Zehra Karakaş, sektör temsilcilerini Ataköy’de bir araya getirdi. “Ben değil, biz” anlayışıyla düzenlenen buluşmada ortak akıl, güçlü iletişim, kadınların iş dünyasındaki temsili ve sektörün sorunlarına çözüm üretme hedefi öne çıktı.

İş dünyasında başarı, yalnızca üretmekle ölçülmez. Başarı; üretenin sesini duyurmak, sorunları doğru yerde dile getirmek ve ortak geleceği şekillendirecek sorumluluğu üstlenmekle de anlam kazanır.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) 68. Plastik ve Kauçuk Komitesi Meclis Üyesi Adayı Zehra Karakaş’ın düzenlediği buluşma, bu anlayışın etrafında şekillendi.

10 Ekim 2026 Cumartesi günü, Ataköy’deki Romu Ristorante’de gerçekleştirilen toplantıda Karakaş, neden aday olduğunu anlattı; sektör temsilcileriyle bir araya gelerek ortak beklentileri buluşturmayı ve komite çalışmalarını daha katılımcı bir zemine taşımayı hedeflediğini ortaya koydu. Karakaş, aynı zamanda komite arkadaşlarını tanıtarak birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekti.

Bir adaylıktan daha fazlası: Üreticinin sesi olmak

Plastik ve kauçuk sektörü, üretimden istihdama, ham madde maliyetlerinden rekabet gücüne kadar pek çok başlıkta önemli sorumluluklar üstleniyor. Bu sektörün temsilcileri için asıl mesele, yalnızca sorunların varlığını bilmek değil; bu sorunları karar mekanizmalarına taşıyabilecek, çözüm arayışını sürdürebilecek ve üyelerle bağını koruyabilecek bir temsil anlayışını hayata geçirmek.

Zehra Karakaş’ın adaylık yaklaşımının merkezinde de bu ihtiyaç bulunuyor.

HANTEK KALIP Plastik Yönetim Kurulu Başkanı olarak iş dünyasında görev üstlenen Karakaş, komite üyelerinin beklentilerini ortak bir zeminde buluşturmayı amaçlıyor. Onun ortaya koyduğu yaklaşımın temelinde, tek bir kişinin değil, bütün sektörün konuşabildiği bir yapı oluşturma hedefi var.

Çünkü üreticinin yaşadığı sorun, yalnızca bir işletmenin sorunu olarak kaldığında çözüm arayışı sınırlı kalabilir. Ancak aynı sorun ortak bir taleple doğru mercilere ulaştırıldığında, çözüm için yeni bir kapı açılabilir.

Sektörün ihtiyacı yalnızca temsil edilmek değil, temsilinin karşılığını görebilmektir.

“Ben değil, biz”: Ortak akıl ve sürekli iletişim

Toplantının davet metninde öne çıkan “ben değil, biz” anlayışı, buluşmanın temel mesajını oluşturdu.

Katılımcıların kendi sorun ve beklentilerini paylaşabilmesi, komitenin ortak akılla hareket etmesi ve sektör içindeki iş bağlantılarının güçlendirilmesi hedefleri dile getirildi. Bunun yanında, iletişimin yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı kalmaması; sürekli bir dernek veya platform zemini üzerinden devam etmesi fikri de öne çıktı.

Bu yaklaşım, seçim sonrasında da sürdürülebilecek bir iletişim modeline işaret ediyor. Çünkü sektör temsilcilerinin beklentileri, yalnızca seçim öncesinde hatırlanacak taleplerden ibaret değil. İşletmelerin gündemi her gün değişiyor; maliyetler, üretim koşulları, rekabet ve ticari ilişkiler sürekli yeni ihtiyaçlar doğuruyor.

Bu nedenle etkili temsil, toplantı salonunda verilen mesajlarla sınırlı kalmamalı. Sahadan gelen taleplerin düzenli biçimde toplanması, önceliklendirilmesi ve ilgili kurumlara taşınmasıyla güçlenmeli.

Zehra Karakaş’ın adaylığını anlamlı kılabilecek asıl sınav da burada başlıyor: Sektörün sesini dinlemek, ortak talepleri somut başlıklara dönüştürmek ve bunların takipçisi olmak.

Kadınların iş dünyasındaki başarısı, temsil gücüyle tamamlanır

Kadınların iş dünyasındaki varlığı, yalnızca fırsat eşitliği tartışmasının bir parçası değildir. Aynı zamanda girişimcilik, yönetim, üretim ve karar alma süreçlerinin daha geniş bir yetenek havuzundan yararlanması anlamına gelir.

Kadınların ekonomik hayatta daha görünür olması kadar, meslek kuruluşlarında ve karar mekanizmalarında da etkin sorumluluklar üstlenmesi önemlidir.

Zehra Karakaş’ın 68. Komite için meclis üyeliğine aday olması, bu açıdan kadın girişimcilerin temsil gücü üzerine düşünmek için de bir fırsat sunuyor.

Burada mesele, bir adayın kadın olmasıyla sınırlı değil. Asıl mesele; işini bilen, sorumluluk alan, sektörün ihtiyaçlarını anlayan ve çözüm üretmek için emek vermeye hazır kişilerin önünün açık olmasıdır.

Fırsat eşitliği, yalnızca kapının herkese açık olması değil; yetkin insanların o kapıdan geçerek karar süreçlerinde söz sahibi olabilmesidir.

Kadınların iş dünyasında elde ettiği başarıların kalıcı bir etkiye dönüşmesi, onların deneyimlerinin ve önerilerinin karar mekanizmalarında karşılık bulmasıyla mümkündür. Bu nedenle kadınların ticaret odalarında, meslek komitelerinde ve sektör kuruluşlarında daha etkin temsil edilmesi, ekonomik hayatın geleceği bakımından da önem taşıyor.

Güçlü adaylık, seçim sonrasındaki sorumlulukla ölçülür

İTO seçimleri öncesinde adayların ortaya koyduğu hedefler, sektör temsilcileri açısından önemli bir değerlendirme zemini oluşturuyor. Ancak temsilin gerçek değeri, seçim sonrasında atılacak adımlarla ortaya çıkıyor.

Üyelerin sorunlarını dinlemek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ihtiyaçlarını anlamak, sektör içindeki iletişimi güçlendirmek ve çözüm bekleyen konuların takibini yapmak, etkili bir komite çalışmasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Zehra Karakaş’ın adaylık yaklaşımının sektörde karşılık bulması da bu hedeflerin ne ölçüde hayata geçirilebildiğiyle yakından ilişkili olacak.

Çünkü iş dünyasının ihtiyaç duyduğu temsilci, yalnızca konuşan değil, dinleyen; yalnızca vaat eden değil, takip eden; yalnızca kendi çevresiyle değil, farklı ölçeklerdeki işletmelerle de iletişim kurabilen kişidir.

Bir sektörün sorunlarını çözmek, her zaman tek bir kişinin gücüyle mümkün olmayabilir. Fakat doğru soruları soran, ortak aklı harekete geçiren ve çözüm arayışını sürdüren bir temsilci, bu sürecin önemli bir parçası olabilir.

Romu Ristorante’de iş dünyası buluşmasına gastronomi eşlik etti

Toplantıya ev sahipliği yapan Romu Ristorante’nin kurucusu ve işletmecisi Damla Dadgar ile de bir söyleşi gerçekleştirdik..

Dadgar, işletmede özellikle pizza ve makarna çeşitlerinin ilgi gördüğünü belirtti. Mekânın menüsünde klasik lezzetlerin yanı sıra farklı malzemelerle hazırlanan özgün seçenekler de bulunuyor.

Barbekü tavuklu, dana kaburgalı, karışık mantarlı ve acılı karidesli pizzaların yanı sıra Margherita, pepperoni ve dana carpaccio seçenekleri menüde öne çıkıyor.

Farklı sektörlerden isimleri aynı ortamda buluşturan bu tür organizasyonlar, iş dünyasındaki iletişimin yalnızca resmî toplantılarla sınırlı olmadığını da gösteriyor. Ticari ilişkiler, mesleki deneyim paylaşımı ve yeni iş bağlantıları, insanların bir araya geldiği sosyal ortamlarda da gelişebiliyor.

Sektörün geleceği, sözün eyleme dönüşmesiyle şekillenecek

27 Ekim 2026’da yapılması planlanan İTO seçimleri öncesinde 68. Plastik ve Kauçuk Komitesi için yürütülen adaylık süreci, sektörün nasıl temsil edilmesi gerektiği sorusunu yeniden gündeme taşıyor.

Zehra Karakaş’ın ortaya koyduğu “ben değil, biz” yaklaşımı; ortak akıl, sürekli iletişim ve sektörün beklentilerini gündeme taşıma hedefleriyle dikkat çekiyor.

Kadınların iş dünyasındaki başarılarının daha güçlü bir temsile dönüşmesi, üreticilerin sesinin duyulması ve işletmelerin sorunlarına çözüm aranması, yalnızca bir adayın değil, bütün sektörün ortak meselesi.

Şimdi belirleyici olan, bu yaklaşımın seçim sonrasında nasıl bir çalışma modeline dönüşeceği.

Çünkü üretimin geleceğini ilgilendiren meselelerde en değerli temsil, yalnızca söz veren değil; dinleyen, çözüm arayan ve verdiği sözün arkasında duran temsildir.

yilmazparlar@ahoo.com

Zehra Karakaş Announces Candidacy for İTO Assembly Membership on the 68th Committee

Bringing the Voice of Industry to the İTO Assembly

Zehra Karakaş Delivers a Strong Message for the 68th Committee

Zehra Karakaş, candidate for Assembly membership of the Istanbul Chamber of Commerce (İTO) 68th Plastics and Rubber Committee, brought industry representatives together in Ataköy. The meeting highlighted collective decision-making, stronger communication, women's representation in business, and the goal of finding solutions to the challenges facing the sector, under the motto “Not Me, but Us.”

In business, success is measured by more than production alone. It also means making the voices of producers heard, bringing problems to the right platforms, and taking responsibility for shaping a shared future.

The gathering organized by Zehra Karakaş, candidate for Assembly membership of the Istanbul Chamber of Commerce (İTO) 68th Plastics and Rubber Committee, was built around this understanding.

Held on Saturday, October 10, 2026, at Romu Ristorante in Ataköy, the meeting provided an opportunity for Karakaş to explain her reasons for running. She outlined her aim of bringing industry representatives together, establishing common ground for their expectations, and making committee activities more participatory. She also introduced her fellow committee members, emphasizing the importance of working together.

More Than a Candidacy: Giving Producers a Voice

The plastics and rubber industry plays an important role in production, employment, raw material costs, and competitiveness. For businesses in the sector, the challenge is not simply to identify problems, but to ensure that those problems reach decision-makers and that solutions are pursued through sustained engagement with industry members.

This need lies at the heart of Zehra Karakaş's candidacy.

As Chairwoman of the Board of HANTEK KALIP Plastik, Karakaş aims to bring the expectations of committee members together on a common platform. Her approach focuses on creating an environment where the entire sector can have a voice, rather than allowing the conversation to revolve around a single individual.

When a producer's difficulties remain confined to an individual business, opportunities for solutions may be limited. When similar concerns are brought forward collectively to the appropriate institutions, however, new possibilities for action can emerge.

The sector needs not only representation, but representation that delivers meaningful engagement and results.

“Not Me, but Us”: Collective Wisdom and Continuous Communication

The motto “Not Me, but Us,” featured in the meeting invitation, captured the central message of the gathering.

The stated objectives included giving participants an opportunity to share their concerns and expectations, encouraging collective decision-making within the committee, and strengthening professional connections across the sector. The idea of establishing an ongoing association or platform to maintain communication beyond the election period was also highlighted.

This approach points toward a communication model that could continue after the elections. The expectations of industry representatives are not limited to the weeks before a vote. Businesses face changing circumstances every day, from rising costs and production challenges to competition and commercial relationships.

Effective representation, therefore, should extend beyond messages delivered in a meeting room. It requires gathering feedback from the field, identifying priorities, and bringing the sector's concerns to the relevant institutions.

The real test of Karakaş's candidacy will be how effectively these goals translate into action: listening to the industry, turning shared concerns into concrete priorities, and following up on them.

Women's Success in Business Must Be Matched by Stronger Representation

Women's participation in business is about more than equal opportunity. It also enables entrepreneurship, management, production, and decision-making to benefit from a broader range of talent and experience.

Increasing women's visibility in economic life is important, as is ensuring that they take active roles in professional organizations and decision-making bodies.

Karakaş's candidacy for the 68th Committee also creates an opportunity to consider the role and representation of women entrepreneurs in the business community.

The issue is not simply that a woman is standing as a candidate. More importantly, it is about creating opportunities for people who understand their businesses, accept responsibility, recognize the needs of their industries, and are prepared to work toward solutions.

Equal opportunity means more than opening the door to everyone; it means enabling qualified people to walk through that door and participate in decision-making.

For women's achievements in business to create a lasting impact, their experience and recommendations must be heard and considered in decision-making processes. Stronger representation of women in chambers of commerce, professional committees, and industry organizations is therefore important for the future of economic life.

Strong Candidacies Are Measured by Responsibilities After the Election

Before İTO elections, candidates' objectives provide an important basis for industry representatives to assess their expectations. Yet the true value of representation becomes clear through the work carried out after the election.

Listening to members, understanding the needs of small and medium-sized enterprises, strengthening communication across the sector, and following up on unresolved issues are among the fundamental elements of effective committee work.

Whether Karakaş's approach gains lasting support within the sector will also depend on how successfully these objectives are put into practice.

The business community needs representatives who do more than speak: people who listen; who do more than make promises: people who follow through; and who communicate not only with their immediate circles but also with businesses of different sizes.

One individual may not be able to resolve every challenge facing an industry. However, a representative who asks the right questions, encourages collective thinking, and consistently pursues solutions can play an important role in that process.

Business Networking Meets Gastronomy at Romu Ristorante

We also conducted an interview with Damla Dadgar, founder and owner of Romu Ristorante, which hosted the gathering.

Dadgar said that pizza and pasta dishes are among the restaurant's most popular offerings. The menu combines familiar favorites with distinctive options prepared using a variety of ingredients.

Highlights include BBQ chicken, slow-cooked beef rib, mixed mushroom, and spicy shrimp pizzas, alongside Margherita, pepperoni, and beef carpaccio varieties.

Gatherings that bring people from different industries together demonstrate that business communication is not limited to formal meetings. Commercial relationships, professional knowledge-sharing, and new business connections can also develop in social settings where people have the opportunity to meet and exchange ideas.

The Future of the Sector Depends on Turning Words into Action

As the İTO elections scheduled for October 27, 2026, approach, the candidacy process for the 68th Plastics and Rubber Committee brings an important question back into focus: How should the sector be represented?

Karakaş's “Not Me, but Us” approach emphasizes collective wisdom, continuous communication, and the goal of bringing the industry's expectations to the attention of decision-makers.

Stronger representation of women's achievements in business, ensuring that producers' voices are heard, and seeking solutions to the challenges facing enterprises are not the concerns of a single candidate alone. They are shared issues for the entire sector.

The decisive question now is how this approach will translate into a working model after the election.

Ultimately, when it comes to the future of production, meaningful representation is not simply about making promises. It is about listening, pursuing solutions, and standing by one's commitments.

yilmazparlar@ahoo.com