31 Ağustos 2026 Pazartesi

BAKTTAD 4 .Kadınlar Arası Ev Baklavası Yarışması-Yılmaz Parlar

 



 

Türk Baklavasının Geleceği Kadınların Maharetli Ellerinde

4. Kadınlar Arası Ev Baklavası Yarışması İstanbul’da düzenlendi

Gelenek, kadın emeği ve Türk baklavası aynı sofrada buluştu

İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve Baklava ve Tatlı Üreticileri Derneği (BAKTAD) iş birliğiyle düzenlenen 4. Kadınlar Arası Ev Baklavası Yarışması, Türk baklavasının kültürel mirasını kadınların emeğiyle geleceğe taşıyan anlamlı bir organizasyona dönüştü.

İncirli’de Hacı Bozan Oğulları'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, finale kalan 5 kadın yarışmacının hazırladığı baklavalar jüri tarafından değerlendirildi.

Kadınların Emeği Türk Baklavasını Geleceğe Taşıyor

Türkiye'nin dünyada tanınan en önemli gastronomi değerlerinden biri olan baklava, yalnızca geleneksel bir tatlı değil, aynı zamanda Türk mutfağının kültürel kimliğini dünyaya taşıyan güçlü bir değer olarak öne çıkıyor.

Bu mirasın yaşatılmasında kadınların rolü ise ayrı bir önem taşıyor.

Yıllardır evlerde anneden kıza, büyükannelerden torunlara aktarılan baklava yapma kültürü; kadınların emeği, ustalığı ve aile içinde aktardıkları bilgiler sayesinde kuşaktan kuşağa taşınıyor.

Kadınların baklava ve tatlı sektöründe daha fazla yer alması, bu geleneksel birikimin korunmasının yanı sıra kadın istihdamının artırılması ve mesleki yetkinliklerin geliştirilmesine de katkı sağlayabilecek önemli bir alan oluşturuyor.

İTO VE BAKTAD'dan Geleneğe Güçlü Destek

İstanbul Ticaret Odası ile BAKTAD iş birliğinde, İncirli'deki Hacı Bozan Oğulları restoranının ev sahipliğinde 29 Ağustos 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilen yarışma, geleneksel Türk mutfağının önemli lezzetlerinden baklavayı evlerin sıcaklığından yarışma kürsüsüne taşıdı.

Etkinliğe İTO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Hazıroğlu, İTO Baklava, Pasta ve Şekerli Mamuller Meslek Komitesi Başkanı ve BAKTAD Genel Başkanı Mehmet Yıldırım, İTO Meclis ve Komite üyeleri ile sektör temsilcileri katıldı.

Finale kalan 5 kadın yarışmacının hazırladığı baklavalar jüri tarafından değerlendirildi. Yarışmada hamurun hazırlanmasından yufkanın açılmasına, pişirme ve şerbet kıvamından hijyen ve sunuma kadar çeşitli kriterler dikkate alındı.

BAKTAD Başkanı Mehmet Yıldırım: “Baklava Denilince Türkiye Akla Geliyor”

Etkinlikte konuşan BAKTAD Genel Başkanı Mehmet Yıldırım, baklavanın uluslararası alanda giderek daha önemli bir konuma ulaştığına dikkat çekti.

Yıldırım, gastronominin artık ülkelerin ve şehirlerin tanıtımında önemli bir araç haline geldiğini belirterek, insanların özgün yiyecekleri tatmak için binlerce kilometre yol kat edebildiğini ifade etti.

Türk baklavasının uluslararası algısında önemli bir değişim yaşandığını vurgulayan Yıldırım, baklava denildiğinde Türkiye'nin akla gelmesinin sektör açısından önemli bir kazanım olduğunu belirtti.

BAKTAD'ın yurt içi ve yurt dışında yürüttüğü tanıtım çalışmalarına da değinen Yıldırım, özellikle uluslararası fuar ve organizasyonlarda Türk baklavasının tanıtılmasının bu algının güçlenmesine katkı sağladığını anlattı.

Türk Baklavasının Geleceği Eğitimle Güçlenecek

Mehmet Yıldırım'ın konuşmasında dikkat çektiği başlıklardan biri de baklavacılık mesleğinin geleceği oldu.

Sektörün geleceği açısından mesleki eğitimin önemine işaret eden Yıldırım, baklava ustalarının yetiştirilmesi için meslek liselerinde eğitim imkanlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.

Bu çalışmaların, geleneksel baklava ustalığının yeni nesillere aktarılması açısından önemli bir adım olduğuna dikkat çekildi.

Kadınların Sektördeki Yeri Güçlendiriliyor

Yarışmanın temel amaçlarından biri de kadınların baklava ve tatlı sektöründe daha fazla yer almasını sağlamak oldu.

Mehmet Yıldırım, kadınların evlerde hazırladıkları baklavaların tanıtılmasının ve onların sektörde daha görünür hale gelmesinin önemine vurgu yaptı.

Bu yaklaşım, evlerde yıllardır sürdürülen geleneksel üretimin profesyonel sektörle buluşması açısından da dikkat çekiyor.

Hacı Bozan Oğulları'ndan Geleneğe Ve Sektöre Ev Sahipliği

Organizasyonun İncirli'deki Hacı Bozan Oğulları restoranında gerçekleştirilmesi, Türk mutfağının geleneksel değerlerine sahip çıkan köklü işletmelerin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Hacı Bozan Oğulları Yönetim Kurulu Başkanı Murad Fehmi Bozanoğlu, etkinlikte yaptığı konuşmada İTO, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerini selamlayarak organizasyonun gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bozanoğlu, BAKTAD Genel Başkanı Mehmet Yıldırım ve ekibinin sektörün geleceği ve sorunları konusunda yürüttüğü çalışmalar için teşekkür etti.

Hacı Bozan Oğulları'nın böyle bir organizasyona ev sahipliği yapması; geleneksel Türk mutfağının, yöresel yemek ve tatlıların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması bakımından anlamlı bir katkı olarak öne çıktı.

Murad Fehmi Bozanoğlu'na Geleneksel Mutfağa Katkıları İçin Takdir

Türk mutfağının yaşatılması yalnızca tariflerin korunmasıyla değil, bu kültüre sahip çıkan kurum ve işletmelerin desteğiyle mümkün oluyor.

Bu açıdan Murad Fehmi Bozanoğlu'nun, kadınların geleneksel mutfak becerilerini görünür kılan bir organizasyona ev sahipliği yapması ve sektör temsilcileriyle birlikte hareket etmesi dikkat çekti.

Hacı Bozan Oğulları'nın Türk mutfağı, yöresel yemekler ve geleneksel tatlı kültürüne yönelik yaklaşımı, bu değerlerin gelecek kuşaklara aktarılması açısından takdire değer bir örnek oluşturdu.

Baklava İçin Uluslararası Festival Hedefi

BAKTAD'ın baklavayı uluslararası alanda tanıtma çalışmaları da devam ediyor.

Mehmet Yıldırım, Özbekistan ile görüşmelerin sürdüğünü ve burada bir baklava festivali düzenlenmesinin planlandığını ifade etti.

Planlanan organizasyonun Türk baklavasının dünya çapındaki tanıtımına katkı sağlamasının yanı sıra iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerini de güçlendirmesinin hedeflendiği belirtildi.

Jüride Sektör Temsilcileri Yer Aldı

Yarışmanın jüri heyetinde Hacı Bozan Oğulları Yönetim Kurulu Başkanı Murad Fehmi Bozanoğlu, İTO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Hazıroğlu, BAKTAD Genel Başkanı Mehmet Yıldırım, BAKTAD Mali İşler Komisyonu Başkan Yardımcısı Ramazan Coşkun ve sektörün farklı isimleri yer aldı.

Baklavalar Nasıl Değerlendirildi?

Finalistlerin hazırladığı baklavalar şu kriterler üzerinden değerlendirildi:

Hamur yoğurma ve yufka açma kalitesi

Dilimleme ve hazırlık süreçleri

Pişirme tekniği

Şerbet kıvamı

Hijyen standartları

Son sunum ve servis

Baklava Türkiye İçin Neden Önemli?

Baklava, Türkiye'nin gastronomik kimliğinin dünyaya tanıtılmasında önemli bir yere sahip.

Bir tatlının ülke adıyla özdeşleşmesi, gastronomi turizmi açısından da güçlü bir tanıtım değerine dönüşebiliyor.

Bu nedenle Türk baklavasının geleneksel üretim tekniklerinin korunması, nitelikli ustaların yetiştirilmesi, kadınların sektöre katılımının artırılması ve uluslararası tanıtım faaliyetlerinin sürdürülmesi; Türkiye'nin gastronomi alanındaki marka değerinin güçlendirilmesine katkı sağlayabilecek başlıklar arasında yer alıyor.

Baklava Tarihi: Gelenekten Dünyaya Uzanan Lezzet

Baklava, Osmanlı mutfak kültürüyle güçlü biçimde ilişkilendirilen ve yüzyıllar içerisinde Anadolu'da farklı üretim gelenekleriyle gelişen köklü bir tatlı kültürünün parçasıdır.

İncecik açılan yufkalar, tereyağı, ceviz veya fıstık ve şerbetin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan baklava, zaman içerisinde Türkiye'nin en bilinen geleneksel tatlılarından biri haline geldi.

Bugün Türk baklavası, Türkiye'nin gastronomi kültürünü temsil eden ve dünyanın farklı ülkelerinde tanınan önemli bir lezzet olarak öne çıkıyor.

Gelenekten Geleceğe: Türk Baklavasında Yeni Dönem

İTO ve BAKTAD iş birliğiyle gerçekleştirilen 4. Kadınlar Arası Ev Baklavası Yarışması, bir tatlı yarışmasının ötesinde; kadın emeğinin, geleneksel mutfak kültürünün, mesleki eğitimin ve Türk baklavasının uluslararası tanıtımının aynı çatı altında buluştuğu bir etkinlik olarak dikkat çekti.

Kadınların maharetli ellerinden çıkan ev baklavalarının yarışma kürsüsüne taşınması, yıllardır aile içinde yaşatılan bir kültürün toplumsal görünürlüğünü artırdı.

BAKTAD'ın sektöre yönelik çalışmaları, İTO'nun desteği ve Hacı Bozan Oğulları'nın ev sahipliğiyle gerçekleşen organizasyon, Türk baklavasının geçmişten geleceğe taşınmasında iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Gelenekten geleceğe, kadınların maharetli ellerinden sofralara ve Türkiye'den dünyaya…

Jüri üyeleri
İTO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Hazıroğlu
BAKTAD Yönetim Kurulu başkanı Mehmet Yıldırım
Murad Fehmi Bozanoğlu
Süleyman Köşkeroğlu
Ramazan Coşkun
Haşim Fıstıkçıoğlu
Mehmet Ali Taşdemir
Nevzat Yemen
Mehmet Helvacı
Yavuz İnal
Nurtekin Erol
Muzaffer Kolçak
Hıfzullah Keskin

Yarışma Birincisi, Gülay Günay
Yarışma İkinci si, Zeliha Tuna
Yarışma Üçüncüsü, Sultan Sağlık
Yarışma Dördüncüsü, Fatma Aslan
Yarışma Beşincisi Özgün Esin

yilmazparlar@yahoo.com

The Future of Turkish Baklava Is in the Skilled Hands of Women

4th Women’s Homemade Baklava Competition Held in Istanbul

Tradition, Women’s Craftsmanship and Turkish Baklava Meet at the Same Table

The 4th Women’s Homemade Baklava Competition, organized through a collaboration between the Istanbul Chamber of Commerce (ITO) and the Baklava and Dessert Producers Association (BAKTAD), became a meaningful event that aims to carry the cultural heritage of Turkish baklava into the future through women’s craftsmanship.

The event, hosted by Hacı Bozan Oğulları in İncirli, brought together five female finalists whose homemade baklavas were evaluated by a professional jury.

Women’s Craftsmanship Carries Turkish Baklava into the Future

Baklava, one of Türkiye’s most internationally recognized gastronomic treasures, is more than a traditional dessert. It is also a powerful cultural value that carries the identity of Turkish cuisine to the world.

Women play a particularly important role in preserving this heritage.

For generations, the tradition of making baklava has been passed down from mothers to daughters and from grandmothers to grandchildren. Women’s craftsmanship, dedication and knowledge transferred within families have helped keep this culinary tradition alive.

Greater participation of women in the baklava and dessert sector can contribute not only to preserving this traditional knowledge, but also to increasing female employment and strengthening professional skills.

Strong Support for Tradition from ITO and BAKTAD

The competition was held on Saturday, August 29, 2026, at Hacı Bozan Oğulları in İncirli, in cooperation with the Istanbul Chamber of Commerce and BAKTAD.

The event brought one of the most important traditional flavors of Turkish cuisine—from the warmth of family kitchens to the competition stage.

The event was attended by ITO Board Member Murat Hazıroğlu, ITO Bakery, Pastry and Confectionery Products Professional Committee Chairman and BAKTAD President Mehmet Yıldırım, members of the ITO Assembly and committees, as well as representatives of the sector.

The five female finalists presented their homemade baklavas to the jury. The entries were evaluated according to a range of criteria, including dough preparation, phyllo pastry quality, baking, syrup consistency, hygiene and presentation.

BAKTAD President Mehmet Yıldırım: “Türkiye Comes to Mind When Baklava Is Mentioned”

Speaking at the event, BAKTAD President Mehmet Yıldırım emphasized that baklava has gained an increasingly important position internationally.

Yıldırım noted that gastronomy has become an important instrument for promoting countries and cities, adding that people are now willing to travel thousands of kilometers to experience distinctive foods.

He also highlighted the significant change in the international perception of Turkish baklava.

According to Yıldırım, the fact that Türkiye increasingly comes to mind when baklava is mentioned represents an important achievement for the sector.

Yıldırım also spoke about BAKTAD’s promotional activities in Türkiye and abroad, emphasizing that international fairs and events have contributed to strengthening the recognition of Turkish baklava.

The Future of Turkish Baklava Will Be Strengthened Through Education

Another important issue highlighted by Mehmet Yıldırım was the future of the baklava profession.

Yıldırım pointed to the importance of vocational education for the future of the sector and stated that efforts are being made to expand educational opportunities for training skilled baklava masters in vocational high schools.

Such initiatives are considered an important step toward transferring traditional baklava-making skills to younger generations.

Women’s Role in the Sector Is Being Strengthened

One of the main objectives of the competition was to encourage greater participation by women in the baklava and dessert sector.

Mehmet Yıldırım emphasized the importance of promoting baklavas prepared by women at home and increasing their visibility within the professional sector.

This approach also creates an important bridge between traditional production practices maintained in family kitchens for generations and the professional food industry.

Hacı Bozan Oğulları Hosts an Event Celebrating Tradition and the Sector

The organization’s hosting at Hacı Bozan Oğulları in İncirli once again highlighted the importance of established establishments that support traditional Turkish culinary values.

Murad Fehmi Bozanoğlu, Chairman of the Board of Hacı Bozan Oğulları, welcomed representatives of ITO, civil society organizations and sector representatives during his speech.

Bozanoğlu expressed his appreciation for the organization and thanked BAKTAD President Mehmet Yıldırım and his team for their work concerning the future and challenges of the sector.

Hacı Bozan Oğulları’s decision to host such an event stands out as a meaningful contribution to preserving traditional Turkish cuisine, regional dishes and desserts and passing these values on to future generations.

Appreciation for Murad Fehmi Bozanoğlu’s Contribution to Traditional Cuisine

Preserving Turkish cuisine requires more than simply protecting recipes. It also depends on the support of institutions and businesses committed to keeping this cultural heritage alive.

In this respect, Murad Fehmi Bozanoğlu’s decision to host an event highlighting women’s traditional culinary skills and to cooperate with sector representatives was noteworthy.

Hacı Bozan Oğulları’s approach to Turkish cuisine, regional dishes and traditional desserts represents a valuable example of supporting the transfer of these cultural values to future generations.

International Baklava Festival Planned

BAKTAD’s efforts to promote Turkish baklava internationally are continuing.

Mehmet Yıldırım stated that discussions with Uzbekistan are ongoing and that a baklava festival is being planned there.

The planned event is expected to contribute not only to the international promotion of Turkish baklava but also to strengthening friendship and brotherhood between the two countries through cultural exchange.

Sector Representatives Served on the Jury

The jury included Murad Fehmi Bozanoğlu, Chairman of the Board of Hacı Bozan Oğulları; ITO Board Member Murat Hazıroğlu; BAKTAD President Mehmet Yıldırım; BAKTAD Deputy Chairman of the Financial Affairs Commission Ramazan Coşkun; and other sector representatives.

How Were the Baklavas Evaluated?

The finalists’ baklavas were evaluated according to the following criteria:

Quality of dough preparation and phyllo pastry

Slicing and preparation process

Baking technique

Syrup consistency

Hygiene standards

Final presentation and service

Why Is Baklava Important for Türkiye?

Baklava has an important place in introducing Türkiye’s gastronomic identity to the world.

When a traditional food becomes closely associated with a country, it can also become a powerful asset for gastronomic tourism and national promotion.

For this reason, protecting traditional Turkish baklava-making techniques, training qualified baklava masters, increasing women’s participation in the sector and continuing international promotional activities can all contribute to strengthening Türkiye’s gastronomic brand value.

The History of Baklava: A Flavor from Tradition to the World

Baklava is strongly associated with Ottoman culinary culture and forms part of a long-standing dessert tradition that developed through different culinary practices in Anatolia over the centuries.

Thin layers of phyllo pastry, butter, walnuts or pistachios and syrup come together to create a dessert that has become one of Türkiye’s best-known traditional foods.

Today, Turkish baklava stands out as an important gastronomic product representing Türkiye’s culinary culture and recognized in many parts of the world.

From Tradition to the Future: A New Era for Turkish Baklava

The 4th Women’s Homemade Baklava Competition, organized through cooperation between ITO and BAKTAD, was more than a dessert competition.

It brought together women’s craftsmanship, traditional culinary culture, vocational education and the international promotion of Turkish baklava under one roof.

Bringing homemade baklavas prepared by skilled women to the competition stage increased the visibility of a tradition that has been preserved within families for generations.

The cooperation of BAKTAD, the support of ITO and the hosting by Hacı Bozan Oğulları once again demonstrated the importance of cooperation in carrying Turkish baklava from the past into the future.

From tradition to the future, from the skilled hands of women to the table, and from Türkiye to the world…

Jury Members
Murat Hazıroğlu, Board Member of ITO
Mehmet Yıldırım, Chairman of BAKTAD Board of Directors
Murad Fehmi Bozanoğlu
Süleyman Köşkeroğlu
Ramazan Coşkun
Haşim Fıstıkçıoğlu
Mehmet Ali Taşdemir
Nevzat Yemen
Mehmet Helvacı
Yavuz İnal
Nurtekin Erol
Muzaffer Kolçak
Hıfzullah Keskin
First Place: Gülay Günay
Second Place: Zeliha Tuna
Third Place: Sultan Sağlık
Fourth Place: Fatma Aslan
Fifth Place: Özgün Esin

yilmazparlar@yahoo.com

24 Temmuz 2026 Cuma

Ümit Özdağ, “Gündemi Kayyum Tartışmalarıyla Değil, Açlık ve Yoksulluk Belirliyor”-Yılmaz Parlar

 



  Mutfakta Yangın, Milletin Gündemi Ekonomi

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği “Türk Milleti Basın Toplantısı”nda Türkiye'nin ekonomik krizinden terörle mücadeleye, Kıbrıs'tan NATO zirvesine kadar birçok başlıkta dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özdağ, özellikle ekonomik tabloyu “Türkiye'nin gerçek gündemi” olarak nitelendirirken, iktidarın siyasi tartışmalarla halkın yaşadığı ağır ekonomik sorunların üzerini örtmeye çalıştığını söyledi.

Ümit Özdağ, “Gündemi Kayyum Tartışmalarıyla Değil, Açlık ve Yoksulluk Belirliyor”

“Kayyum Ve Mutlak Butlan Tartışmalarıyla Gündem Değiştiriliyor, Mutfakta İse Yangın Büyüyor”

Prof. Dr. Ümit Özdağ, konuşmasının en çarpıcı bölümünde Türkiye'nin gerçek gündeminin açlık, yoksulluk ve ekonomik çöküş olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Birileri kayyum, mutlak butlan ve siyasi tartışmalarla gündemi manipüle etmeye çalışırken mutfakta mutlak yangın devam ediyor."

Özdağ, 5 milyon emeklinin ve 11 milyon asgari ücretlinin açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini, yapılan maaş artışlarının vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları ortadan kaldırmadığını ifade etti.

“Türkiye Zengin, Ama Türk Halkı Fakir”

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde Özdağ, Türkiye'nin doğal kaynakları ve üretim gücüne rağmen halkın yoksullaştığını belirterek dikkat çeken şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye fakir değil, Türk halkı fakir. Çünkü Türkiye'nin zenginlikleri küçük bir grup tarafından sömürülüyor. Buna son vereceğiz."

Zafer Partisi'nin hedefinin;

Planlı ekonomi, Planlı sanayileşme, Planlı tarım, Devlet Planlama Teşkilatı'nın yeniden kurulması, Üreten ve adil paylaşan Türkiye modeli olduğunu açıkladı.

24 Yılda Borç Dört Kat Arttı

Özdağ, Türkiye ekonomisinin dış borç ve faiz sarmalına sürüklendiğini belirterek çarpıcı rakamlar

paylaştı.

Dikkat çeken veriler:

Toplam kamu borcu yaklaşık 15 trilyon TL'ye ulaştı.

Türkiye'nin dış borcu 133 milyar dolardan 518,5 milyar dolara yükseldi.

Sanayinin ithalata bağımlı hale geldiği ve üretim ekonomisinin terk edildiği ifade edildi.

Özdağ, mevcut ekonomik modelin sürdürülebilir olmadığını savundu.

“Türkiye Yüzyılı Değil, Orta Sınıfın Yok Edildiği Dönem”

Özdağ, iktidarın "Türkiye Yüzyılı" vizyonunu sert sözlerle eleştirerek,

"Türkiye Yüzyılı diye ortaya koydukları tablo; açlığa mahkûm edilen emekliler, zam alamayan asgari ücretliler ve yok edilen orta sınıftır." ifadelerini kullandı.

Gaziler İçin Destek Mesajı

Zafer Partisi Genel Başkanı, Güvenpark'ta hak arayan gazilere destek verdiklerini belirterek önemli mesajlar verdi.

Özdağ,

Gaziler arasında rütbe ve tarih ayrımı yapılamayacağını, devletin bütün gazilere eşit yaklaşması gerektiğini söyledi.

Ayrıca, "AK Parti iktidarı gazilerimizin taleplerini yerine getireceğine PKK'nın taleplerini tartışıyor."

ifadeleriyle hükümeti eleştirdi.

PKK Sürecine Sert Tepki

Konuşmasının en dikkat çeken bölümlerinden biri de terörle mücadele konusunda oldu.

Özdağ,

PKK'nın silah bırakmadığını

Örgütün farklı ülkelerde faaliyetlerini sürdürdüğünü

Teröristlerin pişman olmadıklarını açıkça söylediklerini

belirterek şu soruyu yöneltti:

"Teröristlerin 'Bizde pişman olmuş hal görüyor musunuz?' açıklamasına soruşturma açmıyorsunuz da Nasuh Mahruki neden tutuklanıyor?"

S-400 Ve Nato Çıkışı

Ankara'daki NATO Zirvesi'ni de değerlendiren Özdağ,

Türkiye'nin milli egemenliğinin korunması gerektiğini belirterek,

S-400 hava savunma sistemlerinin üçüncü bir ülkeye satılacağı yönündeki iddiaların açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Ayrıca, Türkiye'nin yerli hava savunma projelerinin hızlandırılması gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs Uyarısı: "Mavi Vatan Gündemden Çıkarıldı"

Özdağ, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konusunda da dikkat çekici açıklamalar yaptı.

Başlıca değerlendirmeleri:

Rum Yönetimi'nin hızla silahlandığı

ABD, Fransa ve İsrail'e askeri üsler verildiği

Birleşmiş Milletler'in yeni Kıbrıs planı üzerinde çalıştığı

Türk askerinin adadan çekilmesini öngören girişimlerin bulunduğu

iddialarına dikkat çekerek,

"Kıbrıs Türk vatanıdır. Kıbrıs Türklüktür. Kıbrıs şandır ve milli davadır."

ifadelerini kullandı.

Zafer Partisi'ne Dikkat Çeken Katılımlar

Basın toplantısında siyasi arenada dikkat çeken yeni katılımlar da açıklandı.

Zafer Partisi saflarına;

Mustafa Ertekin, Prof. Dr. Bengi Başer, Nevzat Yanmaz  katıldı.

Özdağ, partinin Atatürk çizgisinde Türk milliyetçiliğini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı.

CHP'deki Yeni Parti Girişimine İlk Değerlendirme

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özdağ, CHP'de gündeme gelen yeni parti oluşumuyla ilgili,

"Sayın Özgür Özel'e başarılar diliyorum. Yeni partinin nasıl bir siyasal çizgi izleyeceğini zaman gösterecek."

değerlendirmesinde bulundu.

Gagavuz Ve Kırım Türkleri İçin Takip Mesajı

Özdağ, Gagavuz Türkleri ile Kırım Türklerinin yaşadığı gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, yeni süreçlerde kamuoyunu bilgilendireceklerini açıkladı.

 “Türkiye Çaresiz Değil”

Konuşmasının sonunda Türkiye'nin ekonomik ve siyasi sorunlarının çözülebileceğini ifade eden Ümit Özdağ,

hukuk devletinin yeniden tesis edilmesi, üretim ekonomisine dönüş ve liyakat esaslı devlet yönetiminin Türkiye'nin yeniden ayağa kalkmasının temel şartları olduğunu belirtti.

"Türkiye çaresiz değildir. Üreten, planlayan, adil paylaşan ve devlet aklını yeniden inşa eden bir yönetim anlayışıyla Türkiye yeniden ayağa kalkacaktır."

yilmazparlar@yahoo.com


Kitchen in Crisis, Nation Focused on the Economy

Ümit Özdağ: "Turkey's Real Agenda Is Hunger and Poverty, Not Political Distractions"

Zafer Party Chairman Prof. Dr. Ümit Özdağ addressed a "Turkish Nation Press Conference," making strong statements on a wide range of issues, including Turkey's economic crisis, counterterrorism policies, Cyprus, and the NATO Summit.

Özdağ argued that Turkey's true national agenda is the deepening economic crisis, accusing the government of diverting public attention through political debates instead of addressing the daily struggles faced by millions of citizens.

"While Political Debates Dominate the Headlines, There Is a Fire in Every Kitchen"

One of the strongest messages of the press conference focused on the country's worsening economic conditions.

"While some are trying to manipulate the public agenda with debates over trustees, legal disputes and political engineering, there is a real fire burning in the kitchens of Turkish families."

Özdağ stated that five million retirees and eleven million minimum-wage workers are struggling below the poverty line, arguing that recent salary increases have failed to improve citizens' living standards.

"Turkey Is Rich, But the Turkish People Are Poor"

Speaking about the economy, Özdağ emphasized that Turkey possesses significant natural resources and production capacity, yet ordinary citizens continue to become poorer.

"Turkey is not a poor country. The Turkish people are poor because the country's wealth is being exploited by a small privileged group. We will put an end to this."

He outlined the Zafer Party's economic vision, which includes:

A planned economy, Planned industrialization, Planned agricultural development, Re-establishing the State Planning Organization, A productive economy based on fair distribution of national wealth

Turkey's Public Debt Has Quadrupled in 24 Years

Özdağ claimed that Turkey has become trapped in a cycle of debt and high interest rates.

According to the figures he presented:

Public debt has approached 15 trillion Turkish lira.

Turkey's external debt has increased from $133 billion to $518.5 billion.

The country's industrial sector has become increasingly dependent on imports, weakening domestic production.

He argued that the current economic model is no longer sustainable.

"Not the Century of Turkey, but the Collapse of the Middle Class"

Criticizing the government's "Century of Turkey" vision, Özdağ said:

"What they call the 'Century of Turkey' has become a period in which retirees are condemned to poverty, minimum-wage workers receive no meaningful relief, and the middle class is disappearing."

Support for Veterans

Özdağ expressed solidarity with military veterans protesting in Ankara's Güvenpark, arguing that all veterans should be treated equally regardless of rank or the period in which they served.

He also criticized the government, saying:

"Instead of fulfilling the legitimate demands of our veterans, the government is discussing the demands of the PKK terrorist organization."

Strong Criticism of the PKK Process

On counterterrorism policy, Özdağ argued that:

The PKK has not disarmed. The organization continues its activities in different countries. Its members openly declare that they are not remorseful.

He questioned why such statements receive no legal response while others face prosecution.

S-400s and the NATO Summit

Commenting on the Ankara NATO Summit, Özdağ emphasized the importance of protecting Turkey's national sovereignty.

He called for clarification regarding reports suggesting that Turkey's S-400 air defense systems could be transferred to a third country and urged the government to accelerate the development of indigenous missile defense systems.

Warning Over Cyprus

Özdağ also voiced concerns about developments in the Eastern Mediterranean.

He claimed that: The Greek Cypriot Administration is rapidly expanding its military capabilities.

Military facilities have been provided to the United States, France and Israel.

A new UN-backed Cyprus proposal is under discussion.

There are initiatives aimed at removing Turkish troops from the island.

He concluded:

"Cyprus is Turkish homeland. Cyprus represents Turkish identity, national honor and a historic responsibility."

Prominent Political Figures Join the Zafer Party

During the press conference, Özdağ announced that:

Mustafa Ertekin  Prof. Dr. Bengi Başer, Nevzat Yanmaz

have officially joined the Zafer Party.

He reaffirmed that the party would continue its political struggle based on Atatürk's principles and Turkish nationalism.

Comments on the New Political Movement Within the CHP

Responding to journalists' questions regarding the newly announced political initiative led by Özgür Özel, Özdağ wished the new movement success, adding that its political direction would become clear over time.

Message on the Gagauz and Crimean Turks

Özdağ stated that the Zafer Party is closely monitoring developments affecting both the Gagauz Turks and the Crimean Turks, pledging to keep the Turkish public informed.

"Turkey Is Not Without Hope"

Concluding his speech, Özdağ argued that Turkey can overcome its economic and political challenges through:

Restoring the rule of law,

Rebuilding a productive economy,

Merit-based governance,

Strategic state planning.

He ended with the following message:

"Turkey is not without hope. With a government that produces, plans, governs fairly and rebuilds state institutions, our country can rise again."

 yilmazparlar@yahoo.com

16 Mayıs 2026 Cumartesi

Türk Siyasetinde Yeni Dönem-Yılmaz Parlar

 



  Türk Siyasetinde Yeni Dönem

“Ümit Özdağ Fenomeni” Neden Doğru Okunmalı?

Mehmet Öğütçü’nün son yazısı olan “Türk Siyaset Dünyasında “Ümit Özdağ Fenomeni”ni Doğru Okuyabiliyor muyuz?” aslında yalnızca bir siyasetçi analizi değil; Türkiye’nin değişen sosyolojisini, güvenlik refleksini ve yeni siyasal arayışlarını okuma açısından dikkat çekici bir çerçeve sunuyor.

Uzun süredir Türkiye’de birçok kesim, siyaseti hâlâ eski ezberlerle okumaya çalışıyor. Sağ-sol, laik-antilaik, merkez-çevre, eski kutuplaşma başlıkları…Oysa dünya artık bambaşka bir döneme girdi.

Bugün toplumlar yalnızca ekonomi konuşmuyor. Sınır güvenliği, kimlik, aidiyet, demografik yapı, göç baskısı, jeopolitik kırılganlık, devlet kapasitesi, dijital çağın yarattığı kültürel çözülme gibi başlıklar da artık siyasetin merkezine oturuyor.

Amerika’dan Avrupa’ya kadar yükselen yeni siyasal reflekslerin temelinde de bu gerçek yatıyor.

Türkiye ise coğrafi konumu nedeniyle bu dönüşümü en sert yaşayan ülkelerden biri.

İşte bu nedenle Ümit Özdağ ve Zafer Partisi’ni yalnızca günlük siyasi polemikler üzerinden okumak büyük hata olur.

Çünkü burada ortaya çıkan şey yalnızca bir parti değil;
Türkiye’de büyüyen güvenlik refleksi, devlet kapasitesi arayışı, kontrolsüz göç kaygısı, milli egemenlik hassasiyeti ve toplumsal aidiyet arzusudur.

Mehmet Öğütçü’nün yazısındaki en önemli noktalardan biri de budur.

Yazı, Ümit Özdağ’ı klasik “marjinal siyasetçi” kategorisinin dışına taşıyarak; jeopolitik okuma yapan, devlet refleksi güçlü, stratejik perspektif üreten, gelecekte Türkiye siyasetinde belirleyici etkiler oluşturabilecek bir figür olarak ele alıyor. Bu önemli bir kırılmadır.

Çünkü Türkiye’de uzun yıllar boyunca güvenlik kaygıları dile getirildiğinde bu çoğu zaman sadece slogan düzeyinde tartışıldı.

Ancak bugün dünya gerçekleri değişiyor. Avrupa’nın bile artık düzensiz göç, sınır güvenliği, demografik baskı, ulusal aidiyet, kültürel bütünlük başlıklarını yüksek sesle tartıştığı bir dönemde, Türkiye’de bu meseleleri yıllar öncesinden gündeme taşıyan isimlerin yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Burada önemli olan nokta şudur

Bir siyasetçiyi sevmek ya da sevmemek başka şeydir.
Toplumda neden karşılık bulduğunu doğru analiz etmek başka şey.

Bugün özellikle genç kuşaklarda, devlet refleksi güçlü, Atatürkçü, seküler, ama aynı zamanda güvenlik hassasiyeti yüksek yeni bir sosyolojik damar oluşuyor.

Bu damar kendisini yalnızca klasik sağ-sol ekseninde tanımlamıyor. Daha çok: “Devlet ayakta kalmalı, Türkiye kontrolünü kaybetmemeli, sınırlar korunmalı, ülke demografik baskı altında ezilmemeli” duygusuyla hareket ediyor.

Ümit Özdağ’ın yükselişini hazırlayan temel zemin de budur.

Elbette modern siyasette yalnızca güvenlik dili yetmez. Ekonomi, üretim, teknoloji, yapay zekâ, eğitim, kurumsallaşma, dış politika dengesi, gençlik vizyonu gibi alanlarda da güçlü projeler gerekir.

Zaten Mehmet Öğütçü’nün dikkat çektiği önemli başlıklardan biri de budur.

Çünkü Türkiye artık yalnızca slogan değil; devlet yönetme kapasitesi görmek istiyor.

Ancak şu gerçek de inkâr edilemez:

Türkiye’de yeni dönem siyasetinde, Ümit Özdağ ve Zafer Partisi artık görmezden gelinebilecek bir alanın dışına çıkmıştır.

Bugün mesele yalnızca bir partinin oy oranı değil; Türkiye’de oluşan yeni devlet refleksinin hangi siyasal merkezde şekilleneceğidir.

Bu nedenle Mehmet Öğütçü’nün yazısı kıymetlidir.

Çünkü peşin hüküm üretmeden, etiket siyasetinden uzak durarak, Türkiye’de oluşan yeni toplumsal ve siyasal zemini anlamaya çalışan stratejik bir perspektif ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur: Bağıran değil analiz eden, etiketleyen değil anlamaya çalışan, kutuplaştıran değil devlet aklıyla düşünen bir yaklaşım.

yilmazparlar@yahoo.com

A New Era in Turkish Politics
Why the “Ümit Özdağ Phenomenon” Must Be Read Correctly

Mehmet Öğütçü’s recent article, “Can We Properly Understand the ‘Ümit Özdağ Phenomenon’ in Turkish Politics?”, is not merely a political profile analysis; it also offers a remarkable framework for understanding Turkey’s changing sociology, security reflexes, and emerging political searches.

For a long time, many circles in Türkiye have continued trying to interpret politics through outdated formulas: right vs. left, secular vs. anti-secular,
center vs. periphery, and old polarization narratives.

However, the world has entered a completely different era.

Today, societies are no longer discussing only the economy.
Border security, identity, belonging, demographic transformation, migration pressure, geopolitical fragility, state capacity, and the cultural erosion created by the digital age are now at the center of politics.

This reality lies behind the rise of new political reflexes from the United States to Europe.

And Türkiye, because of its geographical position, is one of the countries experiencing this transformation most intensely.

That is precisely why it would be a major mistake to evaluate Ümit Özdağ and the Zafer Party merely through daily political polemics.

Because what is emerging here is not simply a political party;
it is the rise of a growing security reflex in Türkiye, a search for stronger state capacity, concerns over uncontrolled migration, sensitivity toward national sovereignty, and a desire for social belonging.

One of the most important aspects of Mehmet Öğütçü’s article is exactly this point.

The article moves Ümit Özdağ beyond the category of a “marginal politician” and presents him as a figure capable of geopolitical analysis, possessing strong state reflexes, producing strategic perspectives, and potentially shaping the future direction of Turkish politics.

This represents a significant turning point.

For years in Türkiye, security concerns were often discussed only at the slogan level.

But global realities are changing.

At a time when even Europe openly debates irregular migration, border security, demographic pressure, national identity, and cultural cohesion, figures who raised these issues years earlier in Türkiye deserve to be reassessed.

The essential point is this:

Liking or disliking a politician is one thing.
Correctly understanding why that politician resonates with society is another.

Today, especially among younger generations, a new sociological current is emerging: state-conscious, Atatürkist, secular,
yet simultaneously highly sensitive to security concerns.

This current does not define itself solely through the traditional right-left spectrum.

Rather, it is driven by the belief that: “The state must remain strong,
Türkiye must not lose control, borders must be protected,
and the country must not collapse under demographic pressure.”

This is the very foundation behind Ümit Özdağ’s political rise.

Of course, in modern politics, security discourse alone is not enough.

Strong visions are also required in: economy, production, technology,
artificial intelligence, education, institutionalization, foreign policy balance, and youth-oriented policies.

Indeed, this is another critical point highlighted by Mehmet Öğütçü.

Because Türkiye no longer wants slogans alone;
it wants to see state-management capacity.

Yet one reality can no longer be denied:

In the new era of Turkish politics, Ümit Özdağ and the Zafer Party have moved beyond a position that can simply be ignored.

The issue today is not merely a party’s vote percentage;
it is about which political center will shape the new state reflex emerging in Türkiye.

That is why Mehmet Öğütçü’s article is valuable.

Because without prejudice and away from the politics of labeling, it attempts to understand the new social and political ground forming in Türkiye through a strategic perspective.

And this is exactly what Türkiye needs most today:
not voices that shout, but minds that analyze; not those who label, but those who seek to understand; not those who polarize, but those who think with the wisdom of the state.

yilmazparlar@yahoo.com

İTO Mayıs 2026 Meclis Toplantısı-Yılmaz Parlar

 



  

İTO Mayıs 2026 Meclis Toplantısı

İTO Meclisinde Güçlü Mesaj

“Türkiye Artık Avrupa’nın Yönünü Belirleyen Stratejik Güç”

İstanbul Ticaret Odası’nın 14 Mayıs 2026 Perşembe günü gerçekleştirilen Mayıs Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, küresel ekonomide yaşanan dönüşüm sürecinde Türkiye’nin kritik rolüne dikkat çekti.



Avdagiç, Türkiye’nin artık yalnızca bölgesel değil; Avrupa’nın ekonomik güvenliği, üretim kapasitesi ve tedarik zinciri açısından belirleyici ülkelerden biri haline geldiğini vurguladı.

Küresel ticaret dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemde Türkiye’nin önüne “tarihsel fırsat penceresi” açıldığını belirten Avdagiç, asıl meselenin bu fırsatları stratejik dönüşüme çevirebilmek olduğunu söyledi.

Türkiye Yeni Dünyanın Üretim Üssü Olabilir

“Menüde Değil, Masada Olan Ülke”

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin yalnızca transit geçiş noktası değil; enerji, lojistik, sanayi ve ticaretin kesişim merkezi olabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.

Özellikle Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Karadeniz lojistiği ve Doğu Akdeniz bağlantılarının Türkiye’yi küresel ticaretin merkez ülkelerinden biri yapabileceğini belirten Avdagiç, şu mesajı verdi:

“Türkiye artık menüde değil, masada yer alan aktörlerden biridir.”

Avrupa’nın üretim güvenliği arayışında Türkiye’nin stratejik partner konumuna yükseldiğine dikkat çekilen toplantıda; elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, yeşil çelik, temiz enerji ekipmanları ve savunma sanayiinde Türkiye’nin kritik rol üstlenebileceği ifade edildi.

İTO’dan Kritik Uyarı

“Sorun Sadece Enflasyon Değil”

Mayıs ayı meclis toplantısında ekonomiye ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Şekib Avdagiç, Türkiye’nin temel probleminin yalnızca enflasyon olmadığını söyledi.

Özellikle üretim maliyetlerinin verimlilik artışını aşmasının ve emek yoğun sektörlerde rekabet gücünün azalmasının en önemli risklerden biri olduğuna dikkat çeken Avdagiç, Türk sanayisinin tüm zorluklara rağmen üretmeye devam ettiğini belirtti.

Yüksek faiz, finansmana erişim sorunları ve enerji maliyetlerine rağmen reel sektörün fedakârlıkla ayakta kaldığını söyleyen Avdagiç, Türkiye’nin rekabetçiliğini kaybetmeden büyümesini sürdürmesi gerektiğini ifade etti.

“Türkiye’nin Tüccarı Beyaz Atlı Prens Gibi Mücadele Ediyor”

İTO Meclisi’nde en dikkat çeken mesajlardan biri de KOBİ’ler ve tüccarlara yönelik oldu.

Şekib Avdagiç, Anadolu’nun üreticisi ve tüccarının tüm ekonomik zorluklara rağmen pes etmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Kimse kurtarıcı beklemiyor. Herkes kendi çözümünü üretmeye çalışıyor. Türkiye’nin tüccarı, Türkiye’nin beyaz atlı prensleridir.”

Bu sözler, salonda büyük yankı uyandırırken; üretim, ihracat ve istihdamın arkasındaki gerçek gücün sahadaki girişimciler olduğu mesajı öne çıktı.

İhracatta Türkiye Etkisi

“Batılı Pazarların İlk Tercihi Türkiye”

Nisan ayında ihracatta yaşanan güçlü yükselişi değerlendiren Şekib Avdagiç, Batılı ülkelerin ani tedarik ihtiyaçlarında ilk adres olarak Türkiye’ye yöneldiğini söyledi.

Türkiye’nin coğrafi avantajı, üretim altyapısı ve hızlı tedarik kabiliyeti sayesinde küresel sistemde öne çıktığını belirten Avdagiç, bu yükselişin kalıcı hale gelmesi gerektiğini vurguladı.

Yatırım Hamlesine Destek

“Türkiye Yüzyılı Vizyonuna Güç Katacak”

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nı desteklediklerini belirtti.

Yeni vergi teşvikleri, yatırım dostu düzenlemeler ve dijital dönüşüm desteklerinin Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıracağını ifade eden Avdagiç, özellikle imalatçı ihracatçılar için sağlanan avantajların üretime önemli katkı sunacağını söyledi.

İTO Meclisinden Güçlü Vizyon Mesajı

İstanbul Ticaret Odası’nın Mayıs ayı meclis toplantısı, yalnızca ekonomik değerlendirmelerin yapıldığı bir oturum değil; aynı zamanda Türkiye’nin yeni küresel düzende üstlenebileceği role ilişkin güçlü vizyon mesajlarının verildiği stratejik bir platform oldu.

Toplantıda öne çıkan ortak mesaj ise netti:

Türkiye, üretimiyle, ticaretiyle, lojistik gücüyle ve girişimci ruhuyla yeni dönemin en kritik ülkelerinden biri olmaya hazırlanıyor.

yilmazparlar@yahoo.com

Istanbul Chamber of Commerce May 2026 Assembly Meeting

Strong Message at the ITO Assembly

“Türkiye Is Now a Strategic Power Shaping Europe’s Direction”

Speaking at the May 2026 Assembly Meeting of the Istanbul Chamber of Commerce held on Thursday, May 14, 2026, ITO President Şekib Avdagiç highlighted Türkiye’s critical role in the ongoing transformation of the global economy.

Avdagiç emphasized that Türkiye is no longer merely a regional actor, but has become one of the decisive countries in terms of Europe’s economic security, production capacity, and supply chains.

Pointing out that a “historic window of opportunity” has opened before Türkiye during this period of global trade realignment, Avdagiç stated that the real challenge is transforming these opportunities into strategic advantages.

Türkiye Could Become the Production Hub of the New World

“A Country Sitting at the Table, Not on the Menu”

ITO President Şekib Avdagiç stated that Türkiye is not merely a transit route, but a country with the potential to become the intersection point of energy, logistics, industry, and trade.

Highlighting the Middle Corridor, the Development Road Project, Black Sea logistics, and Eastern Mediterranean connections, Avdagiç noted that these initiatives could position Türkiye among the world’s major trade hubs.

He delivered the following striking message:

“Türkiye is no longer on the menu, but among the actors sitting at the table.”

During the meeting, it was also emphasized that Türkiye is becoming a strategic partner for Europe’s production security, especially in electric vehicles, battery technologies, green steel, clean energy equipment, and the defense industry.

Critical Warning from the ITO

“The Problem Is Not Only Inflation”

Making remarkable evaluations regarding the economy during the May assembly meeting, Şekib Avdagiç stated that Türkiye’s primary economic challenge is not limited to inflation alone.

He underlined that one of the most serious risks is the rise in production costs surpassing productivity growth, alongside the decline in competitiveness in labor-intensive sectors.

Despite high interest rates, financing difficulties, and increasing energy costs, Avdagiç stated that Turkish industry continues to produce with determination and sacrifice. He stressed that Türkiye must continue its growth journey without losing its competitive strength.

“Türkiye’s Merchants Are Fighting Like White Knights”

One of the most memorable messages of the ITO Assembly was directed toward SMEs and merchants.

Şekib Avdagiç emphasized that producers and traders across Anatolia continue their struggle despite economic hardships, stating:

“Nobody is waiting for a savior. Everyone is trying to create their own solution. Türkiye’s merchants are the white knights of Türkiye.”

These words resonated strongly in the hall, reinforcing the idea that the true driving force behind production, exports, and employment is the entrepreneurial spirit on the ground.

Türkiye’s Growing Impact on Exports

“Türkiye Is the First Choice of Western Markets”

Evaluating the strong increase in exports recorded in April, Şekib Avdagiç stated that Western countries are increasingly turning to Türkiye as their first destination for urgent supply needs.

He emphasized that Türkiye is gaining prominence in the global system thanks to its geographical advantage, industrial infrastructure, and rapid supply capability, adding that this momentum should be transformed into long-term success.

Support for the Investment Initiative

“It Will Strengthen the Vision of the Century of Türkiye”

ITO President Şekib Avdagiç expressed support for the “Century of Türkiye: Strong Investment Hub Program” announced by President Recep Tayyip Erdoğan.

Avdagiç stated that new tax incentives, investment-friendly regulations, and digital transformation support packages would strengthen Türkiye’s global competitiveness. He also noted that the incentives provided for manufacturing exporters would significantly contribute to domestic production.

A Strong Vision Message from the ITO Assembly

The May Assembly Meeting of the Istanbul Chamber of Commerce was not merely a platform for economic evaluations; it also became a strategic forum where strong vision messages regarding Türkiye’s future role in the new global order were delivered.

The common message emerging from the meeting was clear:

Türkiye is preparing to become one of the most critical countries of the new era with its production power, trade capacity, logistics strength, and entrepreneurial spirit.

yilmazparlar@yahoo.com

Ümit Özdağ’dan Ekonomide Yeni Hamle-Yılmaz Parlar

  ANASAYFA SİYASET EKONOMİ...